Bugun...
Dolar: 3.8921
Euro : 4.5911

Konuk Yazar


Ammar Aksoy


Facebookta Paylaş









AVRUPA
Tarih: 02-09-2017 09:03:00 Güncelleme: 02-09-2017 11:01:00


Türkiye’deki vatandaş, özellikle genç nüfus, bir Avrupa sevdasıdır tutturmuş gidiyor. Özgürlük, sosyal hizmetler, düzenli ve kolay yaşam, eşitlik, insan hakları vs. gibi örnekler vererek Avrupa’yı övgü yağmuruna tutuyorlar. Ben şahsen şimdiye kadar böyle bir düzene şahit olmadım. Orada yaşayan insanlar da aynı şekilde düşünerek hep bir sitem halindeler. Ne var ki, Erasmus ile veya başka bir eğitim programıyla Avrupa’ya okumaya giden öğrenci, sanki ömrünü Avrupa’da geçirmiş, yabancıların ve yerli nüfusun üzerinde uygulanan psikolojik şiddetten bihaber şekilde Avrupa’daki yaşamın huzurlu ve eğlenceli olduğunu üstelik gelecek vaat ettiğini iddia ediyor. Eğitim konusunda belki bir nebze başarılı olabilirler ama eğitim konusunda da bir hayli gerilediklerini söyleyebiliriz. Avrupa’da Eğitim konusuna başka bir yazımda daha ayrıntılı bir şekilde değineceğim. Bilinçli öğrenciler gerçekten verimli bir süreç geçirebiliyorlar ve Avrupa’da bulunan imkanları hakkıyla değerlendiriyorlar ama benim kast ettiğim, hani kendince her şeyi çok iyi bilen, kendi ülkesinde her şeyden şikayetçi olan ve Avrupa’nın sunduğu serseri hayatını huzur ve gelecek olarak gören öğrenci kümesidir. Zina yapmak, ayyaş ayyaş sokaklarda gezip millete laf atmak, zamanını partilerde çar çur etmek onlar için huzur oluyor. Zaten Avrupa’nın elde etmek istediği toplum yapısı tam da bu. Köle gibi sus pus bir şekilde çalışarak kazandıkları parayı Avrupa’nın kurmuş olduğu materyalist düzen içerisinde harcamak onlar için huzur kaynağı oluyor. Üsten koy alttan çıkar mantığını benimseyen bir yapı. Ya aklım almıyor bira, sudan ucuz diye Avrupa’da yaşam daha ucuz oluyor, bak sen şu zihniyete. Bir ülkedeki ekonomik kalkınmanın sırrı çözüldü arkadaşlar. Ekonomister boşuna uğraşmasın, bu ayyaş ekonomi uzmanı öğrenci tiplemesi çözdü bütün sırrı. Aslında bu durum Avrupa’nın işine geliyor çünkü orada yaşayan insanları uyuşturup sömürmek ve yönetmek daha kolay. Bira sudan ucuz olursa maddeye tapan insan ucuzunu tercih eder. Sonra eli ayağı tutmaz hale gelene kadar içer ve sokağın ortasında kendi pisliği içinde adeta bir domuz gibi sızıp kalır. Hollanda neden esrarı yasal hale getirdi sanıyorsunuz, suç oranını düşürmek için mi? Yoksa gençleri özendirmemek için mi? Bugün Hollanda’ya yapılan seyahatlerin çoğu bu sebepten dolayı yapılıyor. Hollanda hükümeti bu şekilde turist çekmek, onları bağımlı yaparak para kazanmak peşinde, yani maddenin peşinde. Sonra bilinç zırhını kuşanmayan birey Hollanda’da huzur var diyor. Sömürü üzerine kurulu bir sistemden ancak böyle bir uygulama beklenir, “insanı uyuştur ve sömür” mantığından huzur mu beklenir?

Bu arada insanı uyuşturmak sadece alkol ve esrarla olmuyor. Sapıkça üretilen teknoloji ürünleri de uyuşturuyor insanları. Dünyada en çok satılan Apple ürünleri en basit şekilde dizayn edilerek en aptal insanın bile kullanabileceği tarzda üretiliyor. Bunu Apple’ın kurucusu Steve Jobs da kendisi şakayla karışık söylemişti zamanında. Herkes kullanabilsin ki salaklaşma süreci kolaylaşsın. Artık altında donu olmayanın elinde bir Apple ürünü var. Nefsinin kölesi olmuş ve basitlikleri bir ihtiyaç olarak görüp bunlar için kredi çeken aptallar var ne yazık ki. Beyin hücrelerimizi yok eden bir ürün için binlerce lira veriliyor. O kadar karmaşık bir beyine sahip olan insanın eline böyle basit bir ürün verirsen ve o insan aklını kullanmasını da bilmiyorsa o insan ne duruma düşeceğini artık siz düşünün. Yüce kitabımız Kur’an’ı Kerim sıkça şu ifadelere yer verir: “hiç mi ibret almazsınız”, “hiç mi akıl etmezsiniz” “hiç mi düşünmezsiniz.” Bir bakıma bu uyarıları kafamıza çiviliyor rabbim. Ne yazık ki çoğumuz ne ibret alıyor ne de aklını kullanıyor. Aklını kullanmayan insan depresif bir hal alır, ardından psikolojik olarak sona gelir ve sonuç olarak canına kıyarak hayatına bir son verir.

Kısacası; “Nefsi yoğunluk rezillik, hissi yoğunluk zelillik getirir. İkisinin yoğunluğu akli dengeyi bitirir.”

Psikoloji demişken tekrar Avrupa’ya dönelim. Www.WELT.de adlı haber kaynağı, 2007 verilerine göre sadece Almanya’da yıl bazında bir milyona yakın alman vatandaşı psikolojik tedavi görmüş. Araştırmacılar 2007 yılı için %61’lik bir artıştan söz etmiş ve artmaya devam edeceğini belirtmiş.

Ayrıca yetersiz Psikologdan dolayı şikayetler artmakta. Bu oranlar sadece Almanya için geçerli. Avrupa birliğinde bulunan ülkeler aynı zihniyet ve sistem üzerine kurulu olduğu için bu ülkeler için yaklaşık olarak aynı oranlardan söz edilebilir. Yani Avrupa’da yaşayan birçok insan psikolojik tedavi görmekte. Yetersiz doktor sayısından dolayı tedavi göremeyen kişilerin çoğu da intihar ediyordur muhtemelen. Aslında tedavi görenlerden de pek umutlu değilim. Verilere göre yine en çok intihar vakaları Avrupa kıtasında gerçekleşiyor. “Avrupa’da psikolojik tedavi gören vatandaş toplum için potansiyel bir tehlike oluşturuyor” ifadesi bence gayet yerinde bir ifadedir. İmansız ve Kur’ansız bir topluluk her zaman tehlike teşkil eder. Avrupa’da yaşayanlar yerli veya yabancı fark etmiyor, Avrupa dışında kalan ülkelerde yaşamanın yollarını arıyor. Göç etmek istemelerinin sebebi bariz.

Bunların yanında boşanma oranları evlenme oranlarından daha yüksek. Aile olma korkusu var. Çünkü birey kendini sağlıklı bir şekilde geliştiremiyor, bu yüzden aile kurup çoğalmayı göze alamıyor. Sonra hükümetler nüfusu çoğaltmak ve dengelemek için çeşitli teşviklerde bulunuyor ama nafile. Avrupa’nın nüfusu gittikçe yaşlanıyor ve tükeniyor. Bu kadar olumsuzlukların yaşandığı bir bölgede nasıl huzurdan söz edilir? Avrupa bir harabe, bir çöplük, bir bataklık, ne dersen de geleceği olmayan bir yer. Ve bunun nedeni imansızlık, başka bir şey değil.

Avrupa’ya göç edilecekse yaşamak için değil değiştirmek için göç edilmelidir. Ve bu sömürü sisteminde bir şeyi değiştirmek mümkün değildir. Müsaade etmezler, sistemleri oturmuş ve yürüyor. Bizim geleceğimiz kendi ülkemizde. O yüzden İnsanımız tamamıyla kendi ülkesine konsantre olmalı ve kendi ülkesinde değişiklikler için mücadele etmeli, zemin buna müsait. Kim ki Türkiye’nin büyümesinde ve gelişmesinde ter dökerse işte o kişi büyük Türkiye’de yerini alacak ve söz sahibi olacak.

Aklımızı kullanma dileği ile…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Suriyeli ressam Abdalla al Omari'den "Dünya Liderleri Mülteci Olsaydı"
    Suriyeli ressam Abdalla al Omari'den
  • Hepsi Birbirinden Güzel 20 Fotoğraf!
    Hepsi Birbirinden Güzel 20 Fotoğraf!
  • Erdoğan ve Trump Görüşmesi
    Erdoğan ve Trump Görüşmesi
  • Güzel Bir Çalışma
    Güzel Bir Çalışma
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  1. Suriyeli ressam Abdalla al Omari'den "Dünya Liderleri Mülteci Olsaydı"
  2. Hepsi Birbirinden Güzel 20 Fotoğraf!
  3. Erdoğan ve Trump Görüşmesi
  4. Güzel Bir Çalışma
  5. Bebişler
  6. Yurdum İnsanı
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Mehmetçik 42 gündür aralıksız operasyonların sürdüğü Kato Dağı'nda kayak yaptı.
    Mehmetçik 42 gündür aralıksız operasyonların sürdüğü Kato Dağı'nda kayak yaptı.
  • Sarı-Bel: Bağ bahçe işlerinizin yeni yardımcısı
    Sarı-Bel: Bağ bahçe işlerinizin yeni yardımcısı
  • Devletin Verdiği Kitabı Nasıl Yırtarım Diye Ağlayan Küçük Kız
    Devletin Verdiği Kitabı Nasıl Yırtarım Diye Ağlayan Küçük Kız
  • ABD'de PKK'lılara Meydan Dayağı
    ABD'de PKK'lılara Meydan Dayağı
  • Adam Gayet Rahat Tavırlarla Yılan Besliyor
    Adam Gayet Rahat Tavırlarla Yılan Besliyor
  • MİLYONERDE AĞLATAN YARIŞMACI ESKİ JÖH NAİL ERDOĞAN SONUNA KADAR İZLEYİN
    MİLYONERDE AĞLATAN YARIŞMACI ESKİ JÖH NAİL ERDOĞAN SONUNA KADAR İZLEYİN
  1. Mehmetçik 42 gündür aralıksız operasyonların sürdüğü Kato Dağı'nda kayak yaptı.
  2. Sarı-Bel: Bağ bahçe işlerinizin yeni yardımcısı
  3. Devletin Verdiği Kitabı Nasıl Yırtarım Diye Ağlayan Küçük Kız
  4. ABD'de PKK'lılara Meydan Dayağı
  5. Adam Gayet Rahat Tavırlarla Yılan Besliyor
  6. MİLYONERDE AĞLATAN YARIŞMACI ESKİ JÖH NAİL ERDOĞAN SONUNA KADAR İZLEYİN
VİDEO GALERİ
YUKARI